Anasayfa / Köşe Yazıları / Kent Konseylerini Çalıştırabilmek (1)

Kent Konseylerini Çalıştırabilmek (1)

 İnsanın birden fazla olduğu her yerde yönetim vardır. İster iki ister milyarlarca olsun insan yönetimi mutlaka bir anlayışa dayanır. Geçmişten günümüze insanoğlu yönetim anlayışına ilişkin birçok tecrübe, teori ve pratiği bugüne ulaştırmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde fiilen kullanılmasa da bu birikim vardır ve yok sayılamaz. Bu yazı ile birlikte yerel yönetimlerde sağlıklı bir yönetim sürecine imkân veren kent konseyleri aracına değinelim. Güçlü ve zayıf yönleri başta olmak üzere birçok boyutuyla kent konseylerini ele alalım.

Yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte gündeme gelen kavramların başında katılım gelmektedir. Katılımın en çok ilişkilendirildiği alan yerel yönetimdir. Çünkü yerel yönetimlerin varoluş amacı ile katılımın amacı örtüşmektedir. Yerel yönetimler demokrasinin ilk basağı olarak yönetime katılmada önemli bir işleve sahiptirler. Yerel yönetimler hemşerilerin yerel ve müşterek ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yerinde ve yine yerelden seçilen temsilcilerce nihai kararların alındığı ve uygulandığı yerleşim birimleridir. Yerelin özelliği gereği halkın içinden seçilen temsilcilerin çoğu kere tanıdık olması ve erişilebilirliği yanında katılımcı mekanizmalar yoluyla yerel halkın katkılarına açık bir örgütsel yapılanma, yerel yönetimlerde katılım olgusunu her zaman cazip ve ilginç kılabilmektedir (1). Yerel yönetimin halkla iç içe olması demokrasiye ve katılıma anlam yüklemektedir. Yerel yönetimlerde halkın bizzat öznel olarak bulunması, katılımda istekli olmalarını sağlamakla birlikte elde edilen hizmetlerin kalitesini artırmaktadır (2). Yerel katılım halk ile yöneticiler arasındaki kopukluğu da ortadan kaldırmaktadır. Yöneticiler ve vatandaşlar arasında karşılıklı iletişimi kolaylaştırıcı bir fonksiyona sahiptir. İletişim yerel halk ve yöneticilerin birbirlerine duydukları güven düzeyinin artmasına da katkıda bulunmaktadır. Halk oluşum aşamasına aktif olarak kendisinin katıldığı kararları daha kolay benimser (3). Halkın katılım sağlayarak ortak olduğu kararların neticesinde hem yerel yönetim açısından hem de halkın beklentileri açısından sağlıklı bir süreç işletilmiş olacağından sonuçların olumlu ya da olumsuz olması yerel yönetimler açısından sıkıntı oluşturmayacaktır.

Oktay, siyasal katılımı demokrasinin önemli katılım süreçlerinden birisi olarak nitelemekte ve yerel yönetimlerde merkezi yönetime göre çok daha geniş bir çerçevede gerçekleşebileceğine vurgu yapmaktadır. Oktay’a göre; “Vatandaşlar bireysel olarak ya da örgütlü biçimde yerel yönetimlerin başta karar alma süreçlerine olmak üzere, tüm faaliyetlerine ölçek olarak daha fazla katılma imkânına sahiptirler. Böylece, yerel düzeyde yaşadıkları çevrenin oluşumu ve yönetimi ile ilgili taleplerini, beklentilerini, görüşlerini ve önerilerini daha kolay iletebilirler. Yerel yönetimlerin geniş tabanlı bir siyasal katılmaya imkân tanıması, ulusal düzeydeki demokrasi düzenini ve kurumlarını da olumlu biçimde besleyen bir unsurdur” (4). Yerel yönetim organlarının seçimle iş başına gelmesi bu kurumların demokratik özellik kazanması bakımından yeterli görülmemektedir. Bu nedenle seçilmiş organların yanı sıra gerçek bir halk katılımın sağlanması gerektiği belirtilmektedir. Bu da toplumdaki tüm katmanların kendilerini ilgilendiren önemli kararların alınması sürecine dâhil olabilmesi ile mümkün olabilecektir (5).

Ülkemizde kent konseylerinin kurulma sürecinin Yerel Gündem 21 ile başladığı söylenebilir. 1992 Birleşmiş Milletler Rio “yeryüzü zirvesi” ile başlayan Gündem 21 başlıklı eylem planında her ülke kendi Yerel Gündem 21’ini oluşturmaya çağrılmıştır (6). Yerel Gündem 21, yerel yönetimlerin öncülüğünde, sivil toplumun ve diğer ortakların, birlikte kendi sorunlarını ve önceliklerini belirlemesi için hazırlanmış bir programdır. 1996 BM İstanbul Habitat II Kent Zirvesi ile Yerel Gündem 21’i tanıyan Türkiye, 1997’de T.C. Hükümeti ve BMKP tarafından imzalanan hukuki metinlerle yerini almıştır (7). 2005 yılında yürürlüğe giren 5393 Sayılı Belediye Kanununda “Kent Konseyi” ifadesi kullanılmış ve “kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır” ifadesi ile hedeflenen ilkelere yer verilmiştir. Kent konseyleri, merkezi yönetimin o kentteki kuruluşlarının, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla ve hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştukları yönetişim mekanizması olarak değerlendirilebilir (8).

Kent konseyi kavramı, Belediye Kanununun 76. maddesi ile yasal bir niteliğe bürününceye kadar benzer örgütlenmeler, kent meclisi, şehir meclisi, kent kurultayı, kent danışma meclisi, kent parlamentosu, kent platformu vb. başka bir takım adlarla da tanımlanmışlardır. Yapıları ve çalışma yöntemleri bir kentten diğerine farklılık göstermekle birlikte, kent konseylerinin genel işlevi kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir ortak akıl oluşturulmasını sağlamak olmuştur (9).

2006 yılında çıkarılan Kent Konseyi Yönetmeliği ile benzer amaçlarla oluşturulmuş yapıların bu başlık altında faaliyet göstermesine yönelik, yönetmeliğin geçici 1. maddesinde; “Programının uygulandığı yerlerde, kent konseyi veya benzeri adlarla oluşturulmuş yapılanmalar bu yönetmelik hükümlerine uygun hale getirilir” denilmiş ve bir yıllık bir süre tanınmıştır. Ancak; Kent Konseyi Yönetmeliği, kent konseylerinin Belediye Kanunu sonrasındaki oluşumu sürecinde de yetersiz kalmıştır. Yerel gündem 21 doğrultusunda oluşturulan ve Kanun’dan sonra devamlılığını sürdüren kent konseyleri haricinde diğer kent konseyleri, kent konseylerinin yapısallığı ve işlevselliği noktasında yeterli düzeyde deneyim ve bilgi birikimine sahip değillerdir. Bu durum, konsey organlarının yerel nitelikte ve çoğu zaman belediye başkanlarının öznel değerlendirmelerine göre şekillenmesine neden olmuş ve yerel düzeyde, kendine has kent konseyi yapılanmaları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda tüm kent konseylerinin de fikirleri alınarak, kent konseylerinin kendilerine biçilen misyonu, iyi uygulama örneklerine paralel yapılanmalar şeklinde yerine getirmelerine katkı sağlayacak yönde Kent Konseyi Yönetmeliğinde gerekli değişikliklerin yapılması sağlanmalıdır (10).

5393 Sayılı Belediye Kanunu’nda kısaca değinilen kent konseylerinin oluşumu, yönetim ilkeleri, organları, görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esaslarına ilişkin ayrıntılar, “Yerel Gündem 21” ve “yönetişim” kavramlarına da atıf yapılarak, Kent Konseyi Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Yönetmelikte kent konseylerinin kuruluşu, görevleri ve çalışma ilkeleri belirtilmiştir. Kent konseyi; “merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmaları” olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali için açılan dava sonrası, 2009 yılında, yönetmelikte kent konseyine muhtarların dâhil edilmesi başta olmak üzere, önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler ve kent konseyinin çalışma ilkelerine önümüzdeki yazılarda devam edelim. Tekrar buluşuncaya kadar sağlık ve mutlulukla kalın, hoşcakalın.

1) Erdoğan M. (2013). “Yerel Yönetimlerde Toplumsal Sermayenin Katılımcı Pratikler Açısından Değerlendirilmesi”, Kuramdan Uygulamaya Yerel Yönetimler ve Kentsel Politikalar, Editör: Yakup Bulut ve diğerleri, Ankara, Pegem Akademi, ss.165-184.

2) Çevikbaş, R. (2008). “Yerel Yönetimlerde Siyasal Katılım”, Türk İdare Dergisi, S. 461, Aralık, Ankara, s.71-95.

3) Keleş, R. (1993). Kentleşme Politikası, Ankara, İmge Kitabevi.

4) Oktay, T. (2013). “Belediye Meclisi İmar Komisyonlarının Üye Profili: Marmara Bölgesi Örneği”, Kuramdan Uygulamaya Yerel Yönetimler ve Kentsel Politikalar, Editör: Yakup Bulut ve diğerleri, Ankara, Pegem Akademi, ss.207-222.

5) Başaran, İ. (2008). Kent ve Yerel Yönetim, İstanbul, Okutan Yayıncılık.

6) Kestellioğlu, G. (2013). “Yerel Demokrasi ve Kent Konseyleri: Kahramanmaraş Örneği”, Kent Konseyleri Sempozyumu Bildiri Kitabı, Bursa, Mayıs, ss.51-73.

7) Şat, N. (2013). “Halkın Yönetime Katılımının Bir Kanalı Sıfatıyla Kent Konseylerinin Değerlendirilmesi”, Kent Konseyleri Sempozyumu Bildiri Kitabı, , Bursa, Mayıs, ss.113-132.

8) Kaya, E. ve diğerleri. (2008). Modern Kent Yönetimi I, İstanbul, Okutan Yayıncılık.

9) Pektaş, E. & Koçak H. (2007). “Bir Yerel Katılım Aracı Olarak Kent Konseyleri ve Afyonkarahisar Belediyesi Kent Konseyi Örneği”, Küresel Esintiler Yerel Etkiler Sarmalında Türk Kamu Yönetimi, Ed. Abdullah Yılmaz, Yavuz Bozkurt, Ankara, Gazi Kitabevi.

10) Özdemir, A. T. (2011). “Mahalli İdarelerde Halk Katılımı Bağlamında Kent Konseyleri”, Sayıştay Dergisi, 83, Ekim-Aralık, s.31-56.

Not: Bu yazıda “Yönetime Katılımda Kent Konseyleri Üzerinden Mahalle Muhtarlarının Rolü: Muğla Örneği” başlıklı bildiri metnimden yararlanılmıştır.

Hakkında Editor Iki

1970'li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Marmara Üniversitesi SBE Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktora bile yapmış. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor. Devamı "hakkında sayfası"nda deniliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*