Anasayfa / Köşe Yazıları / Yakın Tarihteki Gerçek Ne?

Yakın Tarihteki Gerçek Ne?

Geçmişte yaşanmış önemli olaylar insanların daima ilgisini çekmiştir. Özellikle dönüm noktası olmuş, tarihin akışını etkilemiş olanları hala tartışılmaktadır. Tarih insanlık var oldukça üzerinde konuşulmaya ve yazılmaya devam edilecek mühim bir konudur. Tarihteki olayları kaynakları ile birlikte değerlendirecek olanlar tarihçilerdir. Ancak tarihi olaylar hakkında tarihçiler bile ortak noktada buluşamamaktadır. Bunun sebepleri arasında; yeterli yazılı kaynak bulunamayışı kadar o olayları bugüne şekil vermek amacıyla kullanma isteği de vardır. Çoğu zamanda tarihi kaynaklar tahrif edilmekte ya da yok edilmektedir. Bu da işleri daha da karmaşık hale getirmektedir.

Kıymetli okuyucularımız, son günlerde basına yansıdığı şekliyle, özellikle yakın tarihimiz üzerine hararetli bir tartışma aldı başını gidiyor. Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın naaşı mezarından alınarak Adli Tıp Kurumuna götürüldü. Ölümü ile ilgili bir soruşturma yürütüldüğü söyleniyor. Naaşın incelenmeye götürülmesi elbette hukuki bir süreç ve bir yorum yapamayız. Fakat naaşın mevcut durumu ile ilgili basın yoluyla paylaşılanların hiçbir amaca hizmet etmeyeceği ortadadır. Hatta çok yanlış olmuştur. İnsanlarda, naaşın bugünkü fiziksel durumu ile geçmiş yaşantısına dönük intibalar verdirme gayretleri ise oldukça tehlikelidir. Böyle bir yol açılması sonu gelmez ve genç zihinleri bulandıracak bir süreci tetikleyecektir.

Yakın geçmişe dönük bir başka tartışma ise, meclisin açılması ile birlikte başlayan 28 Şubat dönemi soruşturmaları ile ilgili. TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan Alt Komisyona bilgi veren eski başbakanlardan ve dönemin başbakan yardımcısı Tansu Çiller’in ilginç açıklamaları var. Çok kısa ve günü kurtaracak türden bir anlayışı yansıtan cümleler aslında bana göre o günler ile paralellik gösteriyor. Maalesef gerçekleri bir süre daha öğrenemeyeceğiz.

Günümüzde bile olaylar artık insanları etkilemiyor. Herkes durduğu yere ve sahip olduğu görüşe göre olayları yorumluyor ve sonuçta istediği yargıyı çıkartıyor. Kaldı ki tarihi olaylar üzerine ideolojik bakış açıları düşmesin. Bugün gidin büyük kitapçılara ya da büyük kitap fuarlarına; bir rafta son Osmanlı Padişahının hain olduğunu anlatan kitabı diğer rafta da ne kadar vatansever olduğunu anlatan kitabı göreceksiniz. Hangisi okusun millet? İkisini de mi okumasın? Yoksa ikisini de okuyup hepten kafasını mı karıştırsın. Bana göre bir önceki paragrafın son cümlesinde söylediğim gibi bir süre daha gerçekleri öğrenemeyeceğiz.

Aslında geçmişi ve gerçekleri öğrenmek için aceleye gerek yok. Üzerinde oynama ve değişiklik yapılamayan, görüntüleri hiç silinemeyen ilahi kamera an be an kayıtta. Bir gün gelecek ve her şey tüm çıplaklığıyla ortaya serilecek. Önemli olan o günkü yargı ve o günkü verilen hükümdür. O gün inşallah mahcup olmayız temennileriyle bitiriyorum. Yeni yazılarla tekrar siz kıymetli okuyucularımızla buluşuncaya kadar sağlık ve mutlulukla kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*