Anasayfa / Köşe Yazıları / Su Katılmış Cehalet!

Su Katılmış Cehalet!

Her şey zıddıyla kaimdir derler. Bunun birçok yerde temel bir ilke olduğunu söyleyebiliriz. Kur’an-ı Kerim’de Zariyat Suresi 49. ayetinde bu hususa yer verilmiştir. Müfessirler bu ayetin açıklamasına ilişkin; “Allah her şeyi zıddı ile kaim kılarak çift yarattığını beyan ediyor. Bunu insanların tezekkür edebilmesi, düşünüp mukayese ederek ve sonuçları değerlendirerek gerçeklere ulaşabilmeleri için yaptığını söylüyor” demektedirler. Bu zıtlığı tartışmasız her yerde görmek mümkün zaten. Güzel-çirkin, iyi-kötü, faydalı-zararlı, doğru-yanlış, adil-adaletsiz gibi. Şimdi nerden geldik bu konuya? Geçtiğimiz günlerde bir siyasi parti genel başkanı; “Bir yanda yılbaşı kutlayanlar, diğer yanda Mekke’nin fethini ananlar iki yana bölünmüştür. Derin yarık giderek büyümektedir. Bacadan giren Noel Baba’ya karşı damardan giren tahammülsüzlük bizi birbirimizden koparmaktadır. Yeni yıl kutlamalarının karşısına Mekke’nin fethini çıkarmak su katılmamış bir cehalet numunesidir” deyiverdi. Yılbaşı kutlamalarına karşılık Mekke’nin Fethi’nin yapılmasını “art niyet” olarak nitelendiren ve tamamen “zan ve tahammülsüzlük” dolu bu açıklamaları elbette yorumlayacak değilim. Mekke’nin Fethi kutlamalarına öncülük eden Anadolu Gençlik Derneği’ni hala tanımamış olsa da kendi teşkilatlarıyla iç içe olan ocaklarında da bu kutlamaların yapıldığından bihaber bir genel başkan olabileceğini düşünemiyorum. Varsa da cehaletin sulu ya da susuzluğu ile ilişkilendiremiyorum.

İnsanlara Allah tarafından “akıl” gibi eşsiz bir nimet verilmiştir. İnsan bu aklını kullanarak, yine Allah’ın gönderdiği kitap ve elçilerin yardımıyla doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, güzeli çirkinden, adili adaletsizden ve iyiyi kötüden ayırarak hayatına yön verebilmektedir. Dilediğini seçebilmektedir. Dileyen yılbaşı kutlamasına dileyen Mekke’nin Fethi kutlamasına gidebilmektedir. Yine dileyen evlenip yuva kurarken dileyen hiç evlenmemeyi tercih edebilmektedir. Hangisinin hangi sonucu getireceği ise elbette Yaratan’ın tayin ettiği vakti gelince ortaya çıkacaktır. Hem sayın genel başkan hem de hala bilmeyenler için Anadolu Gençliği son açıklamasında yer alan satırların bir kısmı ile bitirelim.

“Emperyalist akıl, Irak ve Suriye’den sonra Türkiye’yi iç savaşa sürüklemek ve parçalamak istemektedir. Yöntem olarak da Türk-Kürt, Alevi-Sünni, laik-antilaik, sağcı-solcu, asker-sivil, kadın-erkek hangi farklılık varsa bunların her birinden bir çatışma zemini oluşturmanın peşindeler. İşte Anadolu Gençlik Derneği en başından beri bu sürecin farkında olan, ırkçılık ve mezhepçilik tuzağına düşmeyen, şiddet ve terörün her türlüsünü reddeden, kin ve nefret söyleminden uzak duran, yaptığı çalışmalarla iyilik ve güzelliğin kelimelerini taşıyan ve bu coğrafyanın bütünlüğünü savunan gönüllü bir kuruluştur.

Anadolu Gençlik Derneği, Müslüman olsun ya da olmasın bütün insanların birbirlerinin haklarını gözeterek yaşayabileceklerine inanmaktadır ve böyle bir dünyanın kurulmasının gayreti içerisindedir. Bu inanç ve gayretin temelinde en başta kendinden olmayanların haklarını gözetme kaygısı vardır. Ülke genelinde 81 ilde 600 noktada yaptığımız Mekke’nin Fethi Programlarında biz sadece fethin kronolojisini konuşmadık. Tarihi değerlendirirken de kronolojinin bir öneminin olmadığının da zaten farkındayız. Bu programlarda verilen en önemli mesaj, emperyalist aklın tuzağına düşmemek olmuştur. Sünni-Şii, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Arap-Farisi, Müslüman-gayri müslim bu coğrafyanın insanının birlikte yaşayabileceği vurgusu olmuştur. Fethin, kalpleri kanatma değil, kalpleri iyilik ve güzelliğe açma olduğu vurgulanmıştır. Şiddetle, terörle ve nefret söylemi ile ancak emperyalizme taşeronluk yapılacağı belirtilmiştir. Irak ve Suriye’nin Büyük İsrail için hazırlandığı anlatılmıştır. İyinin, güzelin, doğrunun, faydalının ve adaletin ekseninde birlikte yaşamak mümkündür. Bu ülkenin güzel insanları emperyalizmin tuzaklarını boşa çıkaracaktır.”

Haftaya yeni konularla buluşuncaya kadar, sağlıklı, huzurlu ve mutlu kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970'li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*