Anasayfa / Köşe Yazıları / Narkozdan Timsah Gözyaşlarına!

Narkozdan Timsah Gözyaşlarına!

Bu yazıya başlandığı esnada ekranlarda Suriye’nin kuzeyinde bir federasyon ilan edileceği ile ilgili haberler veriliyordu. Uzunca bir süredir Ortadoğu’da haritaların değişeceği zaten biliniyor ve açıkça da dillendiriliyordu. Irak’ın işgali ve sonrasında Suriye’nin parçalanması ile mevcut haritaların bir geçerliliği kalmamıştı zaten. Böyle bir federasyonun kurulması ikinci bir İsrail devleti projesinin başarıya ulaşması demektir. Büyük Ortadoğu olarak adlandırılan ancak gerçekte Büyük İsrail Projesi olarak sürdürülmeye çalışılan projenin ülkemizi ve komşularımızı getirdiği durum ortadadır. İnşallah bu gerçekleşmez. Her ne kadar bu konuda ciddi uyarılar ilgililere ve yetkililere yapılmış olsa da yaşananlar bunların dikkate alınmadığını gösteriyor. Çoğu zaman bu tür uzun vadeli projelere ilişkin tehlike uyarısı yapanlar dikkate alınmadığı gibi komplo teorisi üretmekle suçlanır. Şimdi bu gelişmeye ilişkin de benzer tepkiler verilecektir. Muhtemelen, ilk İsrail devleti kurulması öncesinde de bizde korkulacak bir durum olmadığı ifade edilmiştir. Ancak İsrail’i ilk tanıyan ülkelerden birisi de biz olmuşuzdur. Korkarım; adı farklı olsa da ikincisine giden süreçte aynı olacak!

Yazımızın başlığında geçen narkoz kelimesi malum bir tıp terimidir. Narkoz kimyasal maddelerle sağlanan bir yapay uyku hali. Vücuduna narkoz verilen kişi hiçbir şey hissetmiyor. Organları alınsa dahi tepki veremiyor. Tıpta kimyasal ilaçlarla yapılan narkozun daha etkilisi günümüzde medya vasıtasıyla yapılıyor. Bu kavramı siyasete ve gündelik literatüre kazandıran merhum lider Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dır. Ancak Erbakan’ın narkoz ifadesi ile anlatmak istediği anlaşılmamış ve anlaşılması da engellenmiştir. Ankara’nın göbeğinde patlayan ve birçok insanın ölümüne sebep olan bombalı terör saldırısının olduğu gün akşam, “ekranların kirli magazin programı” Survivor’ın en çok izlenen program olması bu durumu özetler niteliktedir. Acı dolu gecede, Survivor ile birlikte uyduruk, saçma sapan diziler, başkentte yaşanan terör saldırısına yer veren ana haber bültenlerini sollayarak “rayting” çizelgesinde başlarda yer almış.

Milli Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş dünkü yazısında yaşananlara ilişkin; “Terörle flört eden, terörü finanse eden, terörü eğiten ve hatta bizzat kendisi işgallerle devlet terörü yapan Amerika ve Batı’nın gölgesinde huzurun ve barışın yeşermeyeceği aşikârdır. Ankara ivedilikle “Amerika’sız, Batı’sız, NATO’suz ve İncirlik’siz” bir devlet politikası geliştirmelidir. İşte, bu dostların gölgesinde bu kadar oluyor! Türkiye yörüngesini değiştirmeli, batının gölgesini terk etmelidir. Batının yörüngesinde huzur aradığımız müddetçe, bu yörünge bizi daha büyük kaosa doğru çekeceğinden şüpheniz olmasın” diyor. Bu tespitlere birkaç soru ekleyelim. Devletin üst makamlarınca, hain terör saldırıları sonrası hep dış mihraklardan söz ediliyor. Bu dış mihraklar acaba sık sık kadim dostumuz ve stratejik ortağımız olduğumuz söylenen ABD ve girmeye çalıştığımız ve en son uyum yasaları çıkartmak için çalışmaların başladığı söylenen AB’den ne kadar farklıdır? Daha yeni İspanya’da Suriye’li kadınlara para atarak eğlenen soytarıların yetiştiği bir sistem nasıl bu milletin önüne model olarak konuyor? AB’ye girmek için taviz üstüne taviz neden veriliyor?

Bu sorulara elbette cevap alamayacağız. Bu ve benzeri soruların cevapları aranmış olsa zaten bu durumda olmazdık. Yüzlerce insanın öldüğü terör saldırılarından bile hükümete karşıtlık ve taraftarlık için malzeme çıkartılan bir hale gelmişken ben ne yazıyorum ki? Terör ülkenin ve milletin topyekûn sorunudur. Ahlaksız fanatizmleri destekleyecek sosyal ve kültürel bir etkinlik değildir. Eğer her terör saldırısı sonrası oturup, aklı selim düşünüp istişare etmek ve “nerde hata yaptık?” sorusuna cevap aramadan hem gözyaşı döküp hem de karşıtlık ve taraftarlık üretiliyorsa, o gözyaşları timsahınkinden daha samimiyetsizdir. Akıl, fikir, şuur, feraset, basiret diliyorum Allah’tan. Yeni yazılarda buluşuncaya kadar sağlıklı ve huzurlu kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Önerdiğimiz Yazı

Kıbrıs Milli Dava Olmaktan Çıktı mı?

Ülkemiz için stratejik, coğrafi ve daha bir çok açıdan büyük önem taşıyan Kıbrıs ile ilgili …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*