Anasayfa / Köşe Yazıları / Mevzuya Nasıl Bakıyorsunuz?

Mevzuya Nasıl Bakıyorsunuz?

Her gün hızla değişen gündem karşısında verdiğimiz tepkiler farklı farklı oluyor. Dinlenilen bir haberi bir kişi olumlu değerlendirirken bir diğeri tamamen olumsuz karşılamaktadır. Özellikle son günlerde yaşanan güncel olaylar bu farklılığı daha da derinleştiriyor ya da diğer bir ifadeyle belirginleştiriyor. ‘Son günlerde yaşananlar’ deyince gündemdeki anayasa değişikliğinin topluma yansımasına yer verecek değilim. Etrafımdaki kırmızı çizgiler buna izin vermiyor şimdilik. Çok sıradan bir bir olaya bakış açımızda bile bu ortaya çıkıyor. Örneği çevremizden vermek yerine yine bir hikâye ile açıklık getirelim.

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog, antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şey ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden bir metre kadar yukarda, altındaki dizili tasların üzerindedir.

Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair aralarında bir tartışma başlar. Kimyacı, “adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.” der. Fizikçi, “adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.” der. Jeolog, “burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın tasların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.” der. Matematikçi, “sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.” diye konuşur. Antropolog ise, “adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.” der.

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir: “Boru yetmedi.”

Hikâyemizde olduğu gibi, herkes yaşadığı olayları kendi yaşam tecrübeleriyle yorumlar. Birbirinden farklı geçmişlerin ve bilgi birikimlerinin doğal sonucudur bu. Bazen bunların da ötesinde o an ki moral durumuzda etkiler bakış açımızı. Öfkeliysek daha bir farklı sevinçliysek daha bir farklı olur.

Tabiî ki aslolan olayları ve hayatı objektif ve nesnel bir şekilde değerlendirebilmektir. Bunun kolay olduğunu söylemek de mümkün değildir. Ama bunu başarabildiğimiz ölçüde olayların neticesi daha sağlıklı olacaktır. Yine ülkeler bazında bu farklılığı ortaya döken bir hikâye ile bitirelim. Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş. Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz. Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış. Çünkü; Afrika’da insanlar “yiyecek” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Batı Avrupa’da insanlar “eksiklik” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Doğu Avrupa’daki insanlar “kişisel görüş”ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Orta Doğu’da insanlar “çözüm”ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Güney Amerika’daki insanlar “lütfen” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. İsrail’deki insanlar “dürüstlük” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Ve Amerika’daki insanlar “dünyanın geri kalan kısmı”nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

  Hayatı ve olayları en sağlıklı değerlendirebilmek temennileriyle, haftaya görüşünceye kadar sağlıcakla kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.