Anasayfa / Köşe Yazıları / Karaçulha ÇPL Yangını: Yaktıkları ve Yakamadıklarıyla

Karaçulha ÇPL Yangını: Yaktıkları ve Yakamadıklarıyla

yananokulcpl

Geçtiğimiz hafta, Karaçulha Çok Programlı Lisesi’nde ait bloklardan birisi çıkan yangında kül oldu. Uzun yıllar görev yaptığım eski okulumun durumu özetle; “olmayınca olmuyor” dedirtecek türden. Daha önce yazmıştım. Bir beldenin ortak kullandığı alanlar o beldede yaşayan insanların aynasıdır. Toplumun tamamının istifadesine sunulan mekânlara bakarak o belde insanları hakkında az çok fikir yürütebilirsiniz. Ortak mekânlardan parklar, hizmet binaları ve camiler bugünü özetlerken, okullar ise; hem bugünü hem de yarınlarını yansıtır. Bir okulun bahçesinden geçip koridorlarında dolaştığınızda o beldenin on beş, yirmi yıl sonrasını, kısaca geleceğini görebilirsiniz. Bu anlamda lisemizin 12 yıllık seyrine bakınca ne söylenir derseniz, yazıyı okuyun söylenmesi gerekeni siz söyleyin derim.

Geçtiğimiz hafta elektrik panosundan çıkan yangın ile ortaya çıkan gerçek; çoklarının duyunca, “Karaçulha’da hala prefabrik okul mu varmış?” sorusunu sorması kadar hazin ve de üzücü. Aslında okulun tarihçesinde bile var tüm soruların cevabı. Bu konuda ayrıntılı bilgi isterseniz; “Burada Bir Okul Var, Yakında” adlı yazımı internetten aratarak okuyabilirsiniz. 2001 yılında eğitim öğretime başlıyor Karaçulha Çok Programlı Lisesi. Karaçulha kavşağında, daha önce Fethiye Endüstri Meslek Lisesine, Anadolu Lisesine ve hatta üniversiteye ev sahipliği yapmış binada. Bina en son ilkokul olarak kullanıldığı için, ilkokulun kapanması ve lisenin öğretime başlamasında istenmeyen olaylar yaşanıyor ki buraya hiç girmeyelim. İlkokulun kapanmasını istemeyenler tarafından olay yargı sürecine taşınıyor. 2002 yılı sonunda gelen sürpriz kararla okul binası tekrar ilkokula veriliyor ve lise tabiri caizse ortada kalıyor. Kısa bir süre sonra da meslek bölümlerinin Üzümlü ÇPL’ye taşınarak okulun kapanmasına karar veriliyor. Peki, kapanıyor mu? Bundan sonrasına, süreci birebir yaşamış birisi olarak kaleme aldığım yazımdan noktasına virgülüne dokunmadan devam edeyim.

“Lisemiz beldemizden gitmesin diye herkese anlatmaya başladık. Üst yöneticilere, siyasilere, yerel idarecilere herkese gittik. Ankara’da TBMM vekil odalarına kadar. Bina bulunması gerekiyordu. Bulunamazsa; genel lise Fethiye Lisesine, Çocuk Gelişimi Fethiye Kız Mesleğe, Büro Hizmetleri bölümü de Üzümlü Çok Programlı Lisesine planlanıyordu. Kararlıydım, kararlıydık. Celal Beyin, okul derneğine üye kaydedip yeni bir yönetimle çalışma önerisiyle yeni isimler kaydettik ve yaklaşık on dokuz kişinin katıldığı bir ev toplantısı sonunda yeni yönetimi belirledik. Abdullah Boz, Ergür Koç, Turhan Kovancı ve diğerleri… Zaman daralırken başarısız olma düşünceleri de artıyordu etrafta. Kocaeli Valiliğinin internet sitesinde deprem prefabriklerinin satışa çıkarıldığı haberini görünce acaba olur mu diye çok düşündüm. Fakat bu sefer de yer yoktu. İnanın prefabrik okul olur muymuş diyen çok oldu. Bir kere kafaya koymuştuk lise Karaçulha’da kalacaktı. Geçici de olsa bu bir çözüm fikri benimsendi. Yer için Karaçulha İlköğretim Okulunun bahçesinde etrafı duvarla çevrili bir boş saha uygun görünüyordu. İlköğretim idaresi ise buna doğal olarak karşı çıktı. Prefabriklerin alınması için para da yoktu. Kim vermişti fikri hatırlamıyorum ama prefabrikleri bedelsiz tahsis ettirmenin peşine düştük. Kurulum masrafları için, 25 Ağustos’ta, belki de tarihte ilk defa yaz tatilinde bir okul gecesi yaptık. Karaçulha İlköğretim Okulunun bahçesinde. Öğrenciler çağrıldı. Ki onlar sürekli ne olacak acaba diye irtibat halindeydiler okulla. Sunuculuğunu yaptığım gecedeki takdim cümlelerini bile hatırlıyorum desem inanır mısınız? Rahmetli Emin hocamızı bile unutmamış, geceye davet etmiştik. Nuri Öztürk açık arttırmada jübilesini yapmış olmasına rağmen okul hatırına bizi kırmayıp bir kez daha açık arttırmayı sundu. Başlarken, ‘başbakana açık mektup’ okumuş ve ‘temsilen gönderiyorum’ demişti. O gece gerçekten büyük yardım toplandı. Açık arttırma sonunda ağalığı Fevzi Aktan alırken, hepsi eski rakamla yaklaşık 13,5 milyar toplandı. Yardım edenleri kurduğumuz sinevizyonla anında ekrana yansıtıyorduk. O ekrana yansıttığımız bir görüntü daha vardı o gece. Avdan mevkisinde bulunan Köy Hizmetleri Şefliğinin altındaki boş arsa. Okulun buraya yaklaşık 13 dönümlük alana yapılacağı mesajını veriyorduk. Malum, sonraları orası niye hiç gündeme gelmedi ben de bilmiyorum.”

………….. Bir taraftan da büyük şirketlere mektup yazıyorduk. Koç’a, Sabancı’ya, çoğuna. Maalesef hiç olumlu cevap gelmedi. Yazdığımız köşe yazarlarından sadece Akşam Gazetesinde yazan, rahmetli Şakir Süter taşıdı konuyu sütunlarına. Tahsis için uğraştığımız, Ankara’da geçen o üç günü yazı uzamasın diye anlatmıyorum burada. İki şey var aslında. Birincisi aynı tarihe denk geldiği için kız kardeşimin Tokat’da nişanına gidemedim. İkincisi de, üniversite de beş yıl boyunca her gün önünden geçtiğim Yatırım ve Tesisler Daire başkanlığında üç gün nöbet tuttuk.

Tahsis için 15 adet prefabrik talep etmemize rağmen, ‘sökümü, nakliyesi, montajı, bakımı, onarımı ve muhafazası Muğla Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünce karşılanmak üzere’ denilerek 8 adet verildi. Fakat bütün masrafları dernek vasıtasıyla yine hayırseverler karşılamış oldu. Prefabriklerin nakliyesi yapılırken Karaçulha Belediyesi prefabriklerin kurulacağı alanın betonunu döktü. Daha önceden bu bölgede böyle bir iş olmadığı için prefabrik kuracak usta bulamadık. En son, bin rica minnet prefabrikleri dikebileceğini söyleyen bir usta ile anlaştık. Sağolsun, anlaşmasına anlaştık da bir aydan fazla kurulum bitinceye kadar işin başına getirmek için telefon üstüne telefon, olmadı her sabah git Çatalarık’taki işyerinden zorla getir. Bir ay boyunca Ağustos sıcağında her gün amele gibi okula gelip öğrencilerle o duvarlara omuz verdik. Velilerimiz el verdi, çalıştı. Traktörlerin biri girdi biri çıktı. Eylül ayı sonlarına doğru okul taşındı. Karaçulha İlköğretim Okulu bahçesine yapılan prefabrik binalara. Bu esnada, okulun açıldığı günlerde kavşakta bulunan eski binada hem ilköğretim hem lise öğrencileri aynı binayı paylaşmak zorunda kaldı.

17 Ekim 2003’de yeni prefabrik okul bahçesinde açılış yaptık. Milletvekilleri, belediye başkanları, il başkanı, daire amirleri, davetliler ve öğrenci velilerimiz katıldı. Çok güzel vaatler yapıldı. Videosu var bende. Arzu edenlere verebilirim. Unutamadığım bir hata oldu o programda. Emeği geçenlere plaket verdik. Yaklaşık yirmi tane. İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Uzunoğlu ile kim kime verecek hepsini yazdık. Fakat milletvekilinin birisi geç katılınca, Mehmet Uzunoğlu’nun müftü Ertuğrul Koyuncu’ya vereceği plaketi atlamışım. Program bitince bir sitem, bir sitem, haklı olarak tabiî ki. Hatta sonrasında, sendika başkanı olduğum dört yıllık dönemde bile eritemedim o gün oluşan buzları. Sonrasında, eğitim öğretim yağmurla, çamurla. Bir kamyon mıcıra hasret bahçe. Bir sınıfın sesi öbür sınıfta. Lakin başarı geldi yine öğrencilerimizden, birçoğu üniversiteye yerleşti. Öğretmen olup bu bölgede göreve başlayanlar bile oldu.

Arsa ve yeni bir bina için, başta okul müdürü Önder Genç ve Okul Aile Birliği başkanı Emin Kızıl olmak üzere çok çabalar oldu. Fakat o dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik Marmaris’e gelinceye kadar bir gelişme olmadı. Genel Müdürler Fethiye’ye de geldiler. Okulu da ziyaret ettiler. Ve yeniden, çelik konstrüksiyon binalar için söz alındı. Yer konusu da belediyenin öncülüğünde ormandan okulun şimdiki yeri için tahsis edilerek çözüldü. Karaçulha İlköğretim Müdürlüğü görevinde bulunduğum dönemde de lisenin başarıları devam etti. Beldeyi en iyi şekilde temsil etti. Şubat 2009 tarihinde şimdiki yerine Karaçulha Sebze halinin arkasına taşındı. 2 adet 8 derslikli yeni prefabrik binasıyla.”

Yangında kül olan ve enkazı temizlenerek, acı tatlı anılarımızla birlikte tarihin tozlu sayfalarına gönderilen B blok işte bu iki prefabrik binadan birisiydi. Üzerine sözler verilen ama yapılamayan, yapılmayan binanın yerine geçici çözüm olarak konulan konstrüksiyon yapıydı. Yeni olmasına rağmen eksiklikleri bitmeyen okul binasıydı. Klima takılacağı bile düşünülmeden elektrik tesisatı yapılmış, su deposu olmayan, bir tekme ile duvarı kırılabilen bir okul modeli işte. Adı üstünde geçici çözüm. Kalıcı olanı ikame edilmeyince bir süre sonra iflas eden çözüm.

Yazamayacağım çok şey var bu dönemde yaşadığımız. En çok üzüldüğüm ise, “çok problemli okul” denmesiydi. Evet, çok problemliydik. Ama bu problem kimin problemiydi sizce? Benim, senin, hepimizin ve en önemlisi geleceğimizin problemi değil miydi bu? Ve problemin çözülmesi gerekmez miydi şu ana kadar? Çözülmediyse; bu orada karınca kararınca her şeye rağmen eğitim öğretim faaliyeti yürütmeye çalışan personelin suçu muydu? Beldemin adını taşıyan hemen yakınımdaki okulumda geleceğimi arayayım diyen öğrencinin suçu muydu? Zor şartlarda elinden geleni yapan velinin suçu muydu? Yoksa devletin gücünü beklemeden beldesindeki bütün okulları kendi emekleriyle yapan Karaçulha’lının mı suçu idi? İki yıl önce, yine benzer duygularla, aynı yazıda şu cümleleri yazmıştım.

“En azından, Üzümlü Çok Programlı Lisesi binası gibi, Çamköy İlköğretim Okulu binası gibi 3-4 katlı geniş, her türlü donanıma sahip bir okul, öğrenci yurdu, her türlü mesleki ve spor alanları bulunan bir eğitim kampüsü olsa, Fethiye’nin de yükünü hafifletmez mi? Fethiye havzasının yarınlarına yapılmış büyük bir yatırım olmaz mı? Bir kerecik de olsa devlet yatırımıyla, ya da, yine yine milletin desteğiyle Karaçulha’ya kazandırılsa! Topyekûn, ufukta ve umutta bir çığır açılsa…”

Ve şimdi… Yaklaşık 800 öğrencisiyle 400 öğrenci kapasiteli iki geçici binada eğitim öğretim yapmaya çalışan bir okul. Verdiği vergiler oranında yatırım alamamış olmasına aldırmadan dişinden tırnağından arttırdıklarıyla eğitim binaları yapmış büyük bir belde. Geçmişin tüm olumsuzluklarına, yanlışlarına, hatalarına ve hatta söz verilip de yapılamayanlarına karşın hala umutlu. Bekliyor artık okul gibi bir okul bekliyor beldesine. Büyükşehir olduğu zaman sınırlar kalkacak olmasına rağmen kendisinden esirgenen hazır okul binaları olmasına aldırmadan. Prefabrik olduğu için akıllı tahta alamamasına aldırmadan, bu şartlarda meslek lisesinde bile ikili eğitim yapacak olmasına bakmadan….

Etkilisiyle, yetkilisiyle, hiyerarşik yönetim kademesinden, siyasi sorumluluk sahiplerine kadar herkesten. Artık söz değil icraat isteniyor. Yine, yeni bir geçici çözüm değil, Fethiye’ye yakışan tam donanımlı bir okul binası yapılması bekleniyor. Artık, yardım kampanyaları değil, bizatihi uzun süredir bakanlık koridorlarına ulaştırılmaya çalışan projenin hayata geçtiği konuşulur. Ve artık umarız, bu yangın problemli okulun problemlerini, kötü kaderini de yakmış olsun. Haftaya yeni konularla buluşuncaya kadar, sağlıklı, huzurlu ve gerçekleşen umutlarla kalın, hoşcakalın.

 

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

3 Yorumlar

  1. Mehmet Vehbi DİRLİK

    Hocam, emeğine ve diline sağlık gerçekten çok güzel dile getirmişsin duygularınızı ve duygularımızı. Teşekkür ederim.

  2. Mehmet Vehbi DİRLİK

    Hocam, emeğine ve diline sağlık gerçekten çok güzel dile getirmişsin duygularınızı ve duygularımızı. Teşekkür ederim.

  3. Mehmet Vehbi DİRLİK

    Hocam, emeğine ve diline sağlık gerçekten çok güzel dile getirmişsin duygularınızı ve duygularımızı. Teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*