Anasayfa / Köşe Yazıları / Fethiye’de Yaşamak ve Son Gündem

Fethiye’de Yaşamak ve Son Gündem

fethiyeanadolukizimamhatip

Bir başkadır Fethiyemiz. Hemen hemen her şeyiyle. Daha önce yazmıştım. Her yörenin kendine has bir güzelliği vardır. Bu, bazen bir tabiat harikası olur, bazen de bir yeraltı zenginliği, bazen de tarihi bir site. Dört mevsimi yaşamak mümkündür bir zaman diliminde kimi yerde. Kimi yerde de çok verimli topraklar vardır çeşit çeşit sebze yetiştirilebilen. Ne eksen biter ve yetişir. Fethiye hepsine sahip bu zenginliklerin. Ender yerlerden birisi bu anlamda. Yazın kavurucu sıcağında denize girip, yarım saatte püfür püfür esen serin yaylalarına çıkabilmek. Kışın bile yazdan kalan günleri yaşayabilmek. Ölüdeniz’i, Saklıkent’i filan filan. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, yaşıyoruz çok şükür.

Farklı zenginlikleri barındıran Fethiye’nin çok farklı da bir insan profili var. “Her yerde bu aynıdır” diyebilirsiniz. Fakat öyle değil. Farklılığın en belirgin göstergesi seçim neticelerine bakalım mesela. İktidarın bir partide, büyükşehir belediyesinin ana muhalefet başka bir partide, ilçe belediyesinin ise mecliste gurubu olmayan başka bir partide olduğu kaç yer vardır Türkiye’de? Hadi bunu geçtik. Yıllarca adı konulup ta kendisi bir türlü yapılamayan tünel için sesini çıkarmayan kaç ilçe var? Tünel yapılınca da yüksek geçiş ücretlerine bir şey diyemeyen kaç yer vardır dünyada? Neyse ki yeni tünel yapılıyor. Umarız ücretsiz olur da bu ayıptan kurtuluruz. Devam edelim. Ciddi bir alt yapı hazırlığı olmadığını biline biline yıllarca il olma umutları yaşatılabilmiş ve bugün kendisinden ayrılan bir ilçe için aynı umudun verilmeye çalışıldığı ilçe var mıdır? Lafa gelince, turizmin ticaretin merkezi denilip yere göğe sığdırılmayan ilçenin artan nüfusa rağmen çeyrek asırdır hala aynı Kaymakamlık ve belediye binasında hizmet vermeye çalışmasının tartışma konusu bile yapılamadığı kaç yer vardır? Köşe yazısında yazılamayacak olanları da düşünürsek bu örnekler uzar gider. Burada bitirelim.

Zaman zaman ilginç haberlerle, Tükiye gündeminde yer alıyoruz. Güzel memleketimizin güzel insanları bir şekilde yer buluyor kendine. Bu; bazen belediye başkanımızın bir sözü ya da eylemi olabildiği gibi bazen de bir berberin çırağını işe getirme şekli olabiliyor. Yorumlanacak bir tarafı yok! Ama bu en sonuncusu için birkaç cümle edelim. Yukarıda yer verdik. Bir araya gelip meselelerimize makul bir çözüm bulmakta zorlanıyoruz. Şehrin merkezinde yan yana eğitim öğretim yapan iki temel eğitim (ilkokul-ortaokul) okulumuz var. Geçmişte tek kurum iken sırf müdürlük hesaplarıyla ayrılmış ve ne hikmetse bir türlü birleştirilemiyor. İkisi de normal eğitim veremiyor bu haliyle. Sabahçı öğlenci devam ediyor. Temel eğitim çağındaki çocuklar sabah yedide okulda. Birleştirme gayretleri oluyor. Okulun birisine Fatih Anadolu Lisesinden boşalacak binayı verelim deniyor. İddialara göre kimse gitmiyor. Öyle oldu, böyle oldu derken iki okul birleştirilemiyor. Fatih Anadolu Lisesinin binası da yeni kurulan Fethiye Anadolu Kız İmam Hatip Lisesine tahsis ediliyor. Farklı ve zengin bir insan profiline sahibiz dedik ya, çeşitli gerekçelerle karşı çıkanlar oluyor. Herkes aynı fikirde olmak zorunda değil. Zorunlu olan; bir araya gelip aklıselim tartışabilmek ve uygun çözüm bulmak.

Tartışma yerel düzeyde devam ederken, Fethiye Meslek Kuruluşları Güç Birliği bir açıklama yapıyor, okula karşı olmadıklarını ancak yerinin uygun olmadığını belirtiyor ve önerilerini sunuyor. Fethiye İlçe Müftüsü Oğuzhan Kadıoğlu’da Facebook hesabından bu açıklamaya ilişkin düşüncelerini paylaşıyor. Görev ve sorumluluğunun gereği olarak, açıklama ile çok da ilgisi kurulamayacak şekilde, öğrencilerin kime zararı olacağını soruyor ve Yasin suresinin 77. ayetine yer veriyor. Tutup tarımdan, turizmden, nüfustan ya da sanattan örnek verecek değil ya! Kur’an-ı Kerim’den bir ayeti hatırlatıyor. Hem de mevzuyu en dipten yakalayan. Buraya kadar her şey normal? Görüş ve düşüncesini paylaşmak herkesin en doğal hakkı. Paylaşıma abesle iştigal olanlar hariç farklı farklı görüşler yazılıyor. Ancak ne olduysa bundan sonra oluyor. Ayette geçen bir kelimeden hareketle, ilçede özellikle okul müdürleri değerlendirmeleri sonrası oluşan dedikodularında etkisiyle, konu yukarılara taşınıyor, Kadıoğlu yerden yere vuruluyor. Haber ulusal basının internet sitelerinde ve Facebook’ta çok da şık olmadan tartışılıyor. Olan yine Fethiye’nin karizmasına, moda tabiriyle imajına oluyor.

Konuları ait olduğunun aksine işimize gelen zeminde tartışmak kötü bir alışkanlığımız. Bu kadar zenginliğin içinde fikren ve zikren dâhil fakir kalmışlığımızın da altında bu yatar. İnsanları harcamayı seviyoruz. Sakin olmakta ve olaylara bakış açımızı genişletmekte fayda var. Görüşleri belden aşağı çekerek, kişiselleştirerek, hamasi duygular içinde değerlendirmenin kimseye bir yararı olmaz. Haftaya güzel konularla buluşabilmek umuduyla kadar sağlıklı, huzurlu ve mutlu kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970'li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Önerdiğimiz Yazı

Çayda Boğulmayalım

Nehri geçip çayda boğulmak tabiri ara sıra maruz kaldığımız durumları özetlemek için birebirdir. Yoğun ve …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*