Anasayfa / Genel / Ege Gazetesi İle Yapılan Sohbet

Ege Gazetesi İle Yapılan Sohbet

Ege Gazetesi Karaçulha ilavesinde yayınlanan uzun sohbetin tam metni: 

-Mesut Koç’u kısaca tanıyabilir miyiz? Kimdir?

-Bu biraz resmiyetin dışında ve uzun bir tanıtma olsun isterseniz. Hatta özele bile girelim. Bu satırları okuyanlar bizi daha yakından tanıma fırsatı bulmuş olur. Burada birçok insanın kendinden de birşeyler bulacağına inanıyorum. 1975 yılında doğmuşum. Muhtemelen yaz mevsimi. Kabaklar kesilirken de olabilir! Fethiye’ye sık gidilmiyor. Babam eski traktörcü, geçim de tarım. Bunun için nüfus kayıtlarına 1976’da geçebilmişim. İlkokula Çalıca İlkokulunda başladım. Okulun ilk haftası sınıfımızı kapmışlar diye ağladığımı hatırlıyorum. Çünkü o gün okula erken gelmişim ve sabahçı-öğlenci olayını bilmiyordum. İlk öğretmenim Halil Sezgin’dir. Son yılda Mevlüt Erdemir oldu. İlkokulda okurken yazları yaylaya çıkardık. Ailenin en küçüğü olduğum için sığır gütmeye ben gitmek zorundaydım. Hayvanları kendi haline bırakır akşama kadar hem gezer hem de oynardık. Çamurdan araba ve kamyon yapardık. Öğle olunca yanımızda getirdiğimiz acı patlıcan turşusu başta olmak üzere yiyeceklerimizi afiyetle yerdik. Sonraları çobanlık bitince rahmetli Bakkal dedemin (Mustafa Akalın) bakkalında çıraklık yapardım. Yayla bitip sahile inince de komşumuz Mehmet Amca pamuk ağası olduğu için pamuk toplamaya giderdik. Sabahın beşinde amma zor gelirdi kalkmak. Ama bir işimiz vardı sonuçta, parayı kendimiz alıyorduk. Hoş, o parayı da Tercüman gazetesi ve Türkiye Çocuk dergilerine verip geçiyordum. Günde otuz kilo pamuk toplamaya çalışırdım. Akşamları pamuk toplamaya gidenlerle bir yerde toplanır mendil (yalık) saklama oynardık. Biliyorum biz daha yeniyiz. Eskilerin çok anacağı oyunlar vardır. Ama bizim çocukluğumuzda çelik çomağın dışında bu da vardı.

1986 yılında babamın karşı çıkmasına rağmen abimin desteğiyle Anadolu Liseleri sınavına girdim. O dönem Karaçulha’dan Harun Şenay ile birlikte iki kişi kazandık. Uzak, ne de olsa gitmezler diye Bitlis tercih edilmişti. Fakat ilk defa gördüğüm Aydın’dan etkilendiğim için Bitlis’e gitmek için can attım. Böylece 11 yaşında Karaçulha’dan kopmuş oldum. Bitlis’te Anadolu Lisesi orta kısmını bitirdim. Gurbeti ve insan kıymetini küçük yaşta öğrendiğime inanıyorum.

-Lise kısmına neden devam etmediniz?

-Orta kısımda yoğun ingilizce var iken lise kısmında yoktu. O dönemde Anadolu Liselerinde Matematik ve Fen Bilgisi dersleri İngilizce olarak veriliyordu. Okulun bazı yönleri de iyi değildi. Başta yemekler. Yemekler iyi çıkmayınca ekmeği tuzlar yerdik. Hazırlık sınıfı ile birlikte 4 yılın ardından Bitlis’e gitmedim. Fakat çok sıkı dostluklarımız oldu orada. 1991 yılıydı. Fethiye Endüstri Meslek Lisesinde yeni açılan Harita-Kadastro Bölümü giriş sınavını duydum. Fethiye Lisesine kaydolmayı düşünürken sınava öylesine girdim. 3. sırada kazanınca kaydımı yaptırdık. Burada okurken ailesinin yanında öğrenci olmanın hazzını yaşadım. Anamın sıcak çorbasını içiyor, okuldan sonra istediğim gibi gezebiliyordum. Tabi domates toplama işi olduğu günler hariç. Ah o ince telinden tutularak sırtta taşınan tenekeler. Bir de domates tohumunun atılacağı naylon tüplerin doldurulması, bir de domatesin dikileceği yere taşımak için tahtadan yapılmış teskere… Harita Kadastro bölümün ilk mezunlarından olduk. Son yıl Ata Tekin beyin harita bürosunda staj yaptım.

-Üniversiteyi ne zaman kazandınız?

Endüstri Meslek Liselerinin hem normal lise müfredatı hem de meslek dersleri vardır. Harita bölümü ağır olmasına rağmen ortaokuldaki temel iyi olduğu için, girdiğim yıl beşinci tercihim Ankara Gazi Üniversitesini kazandım. Okulda ikinci yıl öğretmenlerimiz ve müdürümüz Ercan Zeybek ile Kargı’ya çok defa uygulamalı eğitime gittik. Tercihlerim arasında harita mühendisliği yoktu. İstanbul ve Ankara arasında tercih yaptım. İstanbul beni yutar diye ilk beşe Ankara’yı döşedim. Kazan da nereyi kazanırsan kazan dediler bende İngilizce Öğretmenliğini yazdım. Dersane o zaman bir veya iki olması lazım. Altınbaşak dersanesine Şubat ayı Alanya kampı ile başladım. Sadece ikinci dönem gittim.

-Bu kadar ayrıntı çok fazla olmadı mı?

Olsun. Madem başkanlığa talibiz. İnsanlar bizi tanısınlar.

-Üniversite de neler yaptınız?

1994 yılında girdiğim Ankara Gazi Üniversitesinden, hazırlık sınıfı ile birlikte beş yılın sonunda İngilizce Öğretmeni olarak mezun oldum. İlk gittiğim yıl kalacak yer bulamadım. İlk hafta öğrenci yurdu da çıkmadı. Yurt çıkıncaya kadar az tanıdığım birinin yanında kaldım.  İki yıl meşhur Mamak site yurdu olarak bilinen Atatürk Öğrenci Yurdunda kaldım. Daha sonra İskenderun’lu arkadaşlarla özel eve çıktım. Eve çıkınca ilk defa bilgisayar aldırdım. Babam karşı çıksa da abimler destek olunca alındı. İngilizcenin de yardımıyla kısa zamanda bilgisayar bilgimi geliştirdim. Kızılayda bulunan Çema Bilgisayarda çalışmaya başladım. Hem kurs veriyor hem de satış ve teknik servise bakıyordum. Patronumuz Resul Çelik’in desteğini ve emeğini unutamam. Son yıl araba Ankara’da yanımdaydı. Hem okuyor hem çalışıyordum. Devam etmeyi de planlamıştım. Taki babam televizyonda haberlerde öğretmen atamalarının yapılacağını duyupta beni arayana kadar. Sonuçta 1999 yılında, Köyceğiz Naip Hüseyin Lisesine İngilizce öğretmeni olarak atandım.

-Böylece eğitim ordusuna katılmış oldunuz?

Evet. Çok güzel günlerimiz oldu Köyceğiz’de. Anlatsam çok uzar bu sohbet. 2000 yılı mart ayında askerliğe başvurdum. Önce Eğridir Dağ Komando Okulunda Yedek Subay adayı olarak öğrenciliğe başladım sonra İstanbul Tuzla Piyade Okulunda devam ettim ve Foça Jandarma Komando Tugayında tamamladım. Bir yıl Jandarma Asteğmen olarak Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayında görev yaptım.

-Karaçulha’ya ne zaman geldiniz?

2002 yılı Mayıs ayında Karaçulha Çok Programlı Lisesine atandım. Daha bir dönem çalışmadan okul mahkeme kararı ile kapatılınca çok zor durumda kaldık. Karaçulhalı bir öğretmen olarak bunu kabullenemedim. Tanıdığımız insanlarla, ulaşabildiklerimizle yaptırma ve yaşatma derneğini harekete geçirdik. Dernek yönetiminde başta Turhan Kovancı, Ergür Koç ve Abdullah Boz olmak üzere çalışmalara başladık. Önce lisenin beldemizden Üzümlüye sevkini durdurduk. Sonra belediyemizin, belde halkımızın ve esnaflarımızın desteği ile prefabrik olarak halen bulunduğu yere taşıdık. Ağustosun 25’inde okul destek gecesi yaptık. Dönemin kaymakamı ve müftülükten izin alarak otuz camiden altmış kişi para toplama işi gerçekleştirdik. O listeyi hala saklıyorum. İnşallah o insanları ve prefabrikleri sahiplenen hayırseverleri onurlandırma fırsatı olur bir gün.

-O zaman halk büyük destek oldu galiba?

Evet. Fakat hepsini saymak mümkün değil burada. Bazen bir kişiyi hatırlatınca diğer hatırlatmayı unuttuklarınızın hepsi hatır oluyor. Haklılar ama insan hafızası da kitap değil ki. Bugün bu sohbet belki de bunun için uzuyor. Unuttuklarımız şimdiden bizi bağışlasınlar. 17 Ekim 2003 idi galiba açılış yapıldı. İki yıl burada çalıştım. 2005 yılına kadar. O tarihten itibaren Karaçulha İlköğretime müdür olarak görevlendirildim.

-Sendika çalışmaları ne zaman başladı?

2004 yılında mevcut iki sendikamız ile Durmuş Kanber, İbrahim Helvacı ve çok fedakar arkadaşlarımızın öncülüğünde Fethiye Memur-Sen’i kurduk. Bir çok şeyi gerçekten o zaman farkettiğimi söyleyebilirim. Güzel şeyler yaptığımıza inanıyorum. Konferanslar, basın açıklamaları, piknikler, tekne gezileri, ziyaretler filan. Hepsi birer tecrübe oldu bizim için. Güzel insanlarla tanıştık. Fethiyemizin kurumlarını daha yakından tanıdım. Memur-Sen Konfederasyonumuzda 3 yıl başkanlık yaptım. Eş zamanlı olarak iki yıl da Memur-Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen sendikasında Kamil Çoban’ın başkan olduğu ve şube olduğumuz dönemde sekreterlik görevinde bulundum. Karaçulha’da dernek kurma çalışmalarına başladığımız dönemde tekrar aday olmadım. Bu dönemde Köyceğiz’de iken başladığım Anadolu Üniversitesi Mahalli İdareler Yönetimi Bölümünü de bitirdim.

-Dernek çalışmalarında ne hedeflediniz?

Bunları burada anlatmak yerine çıkarmış olduğumuz Karaçulha’nın Sesi bültenlerine bakmakta yarar var. 2006 yılı sonunda Karaçulha’da hiç sosyal ve kültürel amaçlı dernek olmadığı için bu konuda istişare yapmaya başladık. 2007 yılı başında 11 kurucu üye ile Karaçulha Kültür ve Dayanışma Derneğinini kurduk. Yönetim Kurulu üyeliği ve basın sözcülüğünün ardından başkanlığa seçildim ve halen başkanlığını yürütmekteyim. Dernek olarak sıfır bütçe ile birşeyler yapmaya çalışıyoruz. İki bülten ile yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyoruz. Birincisini düzenlediğimiz ‘Karaçulha’ konulu yazı, şiir, ve fotoğraf yarışması, öğretmenlerle buluşma, geleneksel hale getirmeyi amaçladığımız kültür gecesi başarılı olduğumuz konulardır diye düşünüyorum. Bu yıl ortasında Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldum ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans yapmak amacıyla ALES sınavına girdim.

-Bir defa yurt dışına çıktınız, değil mi?

2007 yılında, Avrupa Birliği Çalışma Ziyaretleri kapsamında İngiltere’ye gittim. Orada bazı kurumlara ziyaretlerde bulunduk. İlginçtir biz orada iken, yerel seçimler vardı ve hiçbir şekilde kampanya ve heyecan yoktu. İngiltere ile ilgili yazmış olduğum raporlar ve fotoğrafları www.mesutkoc.com adresindeki sitemde bulabilirsiniz.

 1999 yılında kurduğumuz ve devam ettirdiğimiz www.yorukler.com ve 2002 yılında kurduğumuz www.karaculha.com sitelerinde yazılar yazıyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Böylece kişisel kısmını da bitireyim artık, isterseniz!

-Kısaca Karaçulha’yı anlatır mısınız?

-Karaçulha çok eski bir geçmişe sahip büyük bir beldedir. Mücavir alanları hariç, nüfusu 15 bine yaklaşmış ve çok geniş bir alana yayılmış. Yurt dışına ihracat yapılan tarım üretimi, sebze hali, Fethiye’nin girişinde olması nedeniyle büyük işyerleri, üç ilköğretim okulu, iki lise, öğrenci yurdu ve bir yüksekokuluyla oldukça stratejik de bir konumdadır. Sadece, belde dışında okuyanlar hariç 1500’ü aşkın öğrenci bulunması bile apaçık Karaçulha’yı anlatmaktadır. İmkanları açısından bir çok belediye başkanın ‘ah keşke bunlar bende olsa’ dediği bir yerdir. Fakat bu güne kadar bazı temel sorunlarını çözmekte geç kaldığı için de ağır bir şekilde eleştirilmektedir. Kısaca; Muğla için Fethiye ne ise, Fethiye için de Karaçulha aynıdır ve aynı oranda önemli bir yerdir.

-Karaçulha İlköğretim’den az bahsettiniz?

Okullarımızın hepsi birdir. Ama bu okulun bende çok ayrı bir yeri vardır. Karaçulha İlköğretim Okulunda göreve başladığım da mevcut görevlerimizin yanında ilk işimiz tarihçeyi oluşturmak oldu. Tabi okul çok eski olduğu için doğal olarak Karaçulha tarihi de burada ortaya çıkmış oldu. Karaçulha İlköğretim olarak tarihe not düşmek adına her dönem sonu olmak üzere 6 dergi çıkardık. Her yıl sonu dağıtılmak üzere 3 VCD-ROM hazırladık. Kısaca, göreve başladığım ilk günden itibaren yazılı ve görsel olmak üzere sıkı bir arşiv oluşturdum. Karaçulha’lı olmanın avantajını hep kullandım. Karaçulhalı birisi olarak Karaçulha’da görev yapmak hem zordur hem de farklıdır. Güzel şeyler yapabilirseniz insanlar sizi bağrına basar, pasif ve sıradan olursanız da durum tam tersine değişir. Tabi bu duyguları anca yaşayanlar anlayabilir. Ben kendi adıma çok mutlu oldum ve severek çalıştım. Herkes yardımcı oldu. Okulda yaptığımız herşeyi çevremizle ve velilerimizle paylaştık. Dergilerde bunlar yer aldı. Sınav kazananlardan tutunda öğrencilerimizin yazılarına kadar hepsi. Belediye Başkan adayı olmak için okuldan ayrıldığım zaman önceden olduğu gibi velilerimize bir teşekkür mektubu yazdım ve onlara bu şekilde gönül borcumu ödemeye çalıştım. Unuttuklarım olduğunu biliyorum. Kırıldılar belki ama yinede hafıza beşerdir, şaşar diyorum. Bir dönem birlikte çalıştığımız matematik öğretmeni Enver Bozyel’i de unuttuğumu üzülerek gördüm. Görevinin dışında okulumuza maddi desteği de bulunmuştur. Bu vesile ile teşekkür ediyor ve diğer unutulanlarla birlikte özür diliyorum.

– Karaçulha İlköğretim’de unutamadığınız anlar?

Çok şeyler var. Hiç birini unutmam mümkün değil ki. En başta öğrencilerim. Fakat iki konuyu paylaşayım. Bir hayalimiz var diye başladığımız kapalı spor salonu konusunda başarısız oldum. Allah nasip ederde belediye başkanı seçilirsem bu sözümü yerine getirmem gerekiyor. Bir dönem velilere borç karnesi yazdık ve öğrencilerimizle gönderdik. Orada bir görüş yeri ayırdık, gelen cevap yazılarını görmeliydiniz. Koşuda Isparta’da ilimizi temsil etmek büyük onur oldu. İstifa döneminde ayrılırken, öğretmenlerimizin düzenlediği kahvaltıdaki duygularımla, bu 24 Kasım öğretmenler gününde emekli öğretmenlerimizle yaptığımız programdaki yaşadıklarımı unutamam. Çok katı yürekli olduğumu zannederdim ama bu iki programda itiraf etmeliyim ki, zorlandım.

– Neden aday oldunuz? Öğretmenliğinizi yapadursaydınız ya?

Güzel bir soru. İşte herşey burda başlıyor. Karaçulha’da bir şeyler yapmak istediğiniz zaman mutlaka karşınıza belediye çıkıyor. İster maddi ister manevi bir şekilde burası çok önemli. Burası sağlıklı çalışmaz ise belde de herşey tıkanıyor. Okullar bekliyor, kütüphane bekliyor, sebze hali bekliyor, müstahsil bekliyor, çiftçi bekliyor, kaldırım yapımı bekliyor, ev hanımları bekliyor, kısaca bekliyor da bekliyor. Burada çok iyi bir ekip olmalı lider bir ekip. Bakın şahıs demiyorum. Artık tek adam dönemleri bitti. Karaçulha artık, mevcut belediye teşkilatından seçilenler, eski belediye başkanları, meclis üyeleri, okul müdürleri, belde sivil toplum temsilcileri, hanım temsilciler, esnaf temsilcileri, öğrenci temsilcileri, imamlar, vb. herkesin katıldığı sorunları masaya yatırdığı bir belde meclisi oluşturmasın ki? Çevremizde bir çok belde bunu yaparken bizim neyimiz eksik? Kararları birlikte alsak daha isabetli olmaz mı? Herkes sahiplense birşeyleri güzel olmaz mı? Koskoca ilçe büyüklüğünde bir belde  sadece bir başkan ve meclis üyeleri ile yönetilebilir mi? Mevcut belediye görevleri zaten ilgili birim amirlerinin başkanlığında görevli memur ve işcilerce yapılıyor. O zaman ne yapmak lazım. Kısa vade, orta vade ve uzun vadeli hedefleri belirlemek ve kararları hep birlikte almak gerekir. O zaman yapılanlar yanlış bile olsa izahı mümkün olur. Kaldı ki istişare ile alınan bir karar da isabet oranı yüzde yüze yakındır. Bunları yapacak lider ekibin tepe noktasındaki kişi de hem etiket hem de vizyon itibariyle bunu yapacak kapasite de olmalıdır. İşte bu noktada bizde baktık ki, yarış iki denenmiş arasında geçecek. İstişarelere başladık ve bugünkü noktaya geldik. Farklı siyasal düşünce de bile olsa herkesle görüşmeye çalıştık.

İşin bir başka boyutu da şu: Karaçulha halkını iki denenmiş görev yapmış başkan arasında tercih yapmaya zorlamak Karaçulha tarihinde Karaçulha’ya yapılmış en büyük kötülük olarak kayıtlara geçecektir. Böyle bir tarihi hatanın bir parçası olmayı bize kimse teklif dahi etmesin! Ne demek bu biliyor musunuz? Hiç mi hiç yetişmiş bir bürokrat halkla içiçe, mevzuata hakim bir kimse yoktur? Kaldı ki, bundan sonra Karaçulhanın sorunları anca iyi bir lidere sahip ekip ile çözülebilecektir. Şu ana kadar en küçük liderlik belirtisi dahi gösteremeyenlerden bir dönem daha liderlik beklemek ne derece sağlıklıdır? Karaçulha’da ‘önce Karaçulha’ diyebilen nice yetişmiş insanlar vardır. Bunlar ortaya çıkacaktır ve çıkmıştır. İnsaf sahibi Karaçulha halkı da geleceğini düşünerek ve vicdanının sesini dinleyerek en doğru kararı alacaktır.

-Yani her parti temsilcisi ile görüştünüz?

Doğrusu da bu değil midir? Sadece sizin gibi düşünenlerle yola çıktığınız zaman herkese hitap edemezsiniz ki. Dünya da belediyecilik artık değişti. İşin çok yönlü boyutları var. Çok modern şehirler kurabilirsiniz ama içindeki insanlar mutlu olmadıktan sonra. Bakın bir çok yerde Rusların geçmişte ta o dönemde kurduğu siteler var. Mesela İskenderun Demir Çelik Fabrikasının işcilerinin bulunduğu yer. Herşey düşünülmüş. Ama artık sosyal belediyecilik var. İnsan boyutu var. İnsan boyutuna da herşey girer. Birşeyleri kendi kafanıza göre yaparsanız huzursuzluğu önleyemezsiniz. Elli yıl sonrasına göre stratejik planları tartışmazsanız yarınki nesile bunun hesabını veremezsiniz. Karaçulha’da da böyle gelmiş böyle gider diyemezsiniz. Ama, fakat, işte, ya! gibi mazeretlerle sorumluluktan kurtulamazsınız. Herkes üzerine düşeni yapacak. Biz de bu noktada doğru olanı yapar, takdiri Allah’a seçimini de kullarına bırakırız. Kimse de çıkıp birilerinin hesabına öyle geliyor diye dayatma yapamaz.

Fakat ilginçtir, bugüne kadar gelinceye kadar şahsımızla ilgili bizim dışımızda öyle senaryolar yazıldı ki. O mesailer hayırlı işlere harcansa belki bugün bize de ihtiyaç kalmazdı. Bizde evimizde eşimizle dostumuzla çorumuzla çocuğumuzla rahat rahat otururduk. Yok onun adamı imiş, yok bu çıkarıyormuş, yok o olursa bölünürmüş de şöyle şöyle olurmuş. Allah Allah! Ne zaman dan beri iktidar sahipleri başkalarının adımlarının durdurulmasından medet umar ve baskı yapar hale gelmiş? Elbette en doğru kararı almak için herkesle görüşmeye devam edeceğiz. Allah herkese akıl nimeti vermiş. Aklın yolu birdir. Ay aydınlık yol bellidir. Su gelmiş, teyemmüm bozulmuştur.

-Karaçulha için neler yapılabilir? Neler yapmayı planlıyorsunuz?

-Öncelikle, geçmişten bugüne Mustafa Severoğlu’ndan başlamak üzere Kadir Özdemir’e, Ali Aldan’a 3 dönem çalışan Mehmet Kocatepe’ye, Yusuf Çaylı’ya, iki dönem görev yapan Mustafa Kiremitli’ye ve Turhan Kovancı’ya teşekkür etmek gerekir. İşcisinden amirine kadar her kademede bugüne kadar görev yapanlara minnet duygularını göndermek, vefat edenleri rahmetle anmak gerekir.

Karaçulha’da beldenin en önemli kurumu olarak belediyenin kendisini yeniden tanımlaması gerekiyor. Çünkü biraz önce dediğimiz gibi, Karaçulha’da atacağınız her adımda, gerek ticari olsun, gerek sosyal olsun gerekse de sportif olsun, mutlaka işin bir tarafında belediye olmalıdır. Karaçulha’da belediye, insanların sadece vergilerini ödeme, su aboneliği takibi, imar, bina ve temizlik işleri için gittiği bir resmi daire halini almıştır. Maalesef belki de istenmeyerek halka sürekli soğuk yüzünü göstermiştir. Belediye denildi mi vatandaşın tadı kaçar hale gelmiştir. Oysa belediye böyle mi olmalıdır? Kesinlikle hayır. Mevcut görevlerinin yanında bir vatandaş olarak halkın her türlü sorunlarına çözüm bulabileceği ilk adres olmalıdır. Burada elbette şahıslarla ilgili bir değerlendirme yapmıyoruz. Zaten bu sağlıklı da olmaz. Fakat artık halk ile birlikte giden veya halktan sonra gelen belediye kurumu değil; sürekli her şeyiyle ve her alanda, halkın ‘on adım’ önünde olan bir belediyeye ihtiyaç vardır. Vizyonu geniş, kısa vade, orta vade, uzun vade güncel hedefleri olan, sürekli kendini geliştiren bir Karaçulha Belediyesi bölgenin parmakla gösterilen kurumu olacaktır. Halkına kendisini inandırmış, belde içindeki kurumlarla sıkı işbirliği yapan, çevresindeki belediyelerle ve sivil toplum örgütleriyle paylaşımı üst düzeyde olan ve yaptığı her işini kamuoyuna açan bir belediye hem hâlihazırdaki Karaçulha anlayışını tersyüz edecek, hem de Fethiye için büyük bir ivme olacaktır. Çünkü; Karaçulha için yapılacak her iş Fethiye için de yapılmış olacaktır. Birbirine sınır komşusu beş belediyenin ürettiği hizmetten bütün Fethiye halkı istifade etmektedir. Örneğin, beş belediye bir araya gelip neden büyük bir fuar ve kongre merkezi yapmasın ki? Birinin yeterli bütçesi var. Birinin arazisi var. Birinin de iyi bir ekibi var. Güç birliği yapmak şarttır.

-Peki bu nasıl olacak?

-Elbette, bunu yapabilmek için de mutlaka lider bir kadroya ihtiyaç var. Neden lider kadro diyoruz? Çünkü klasik yönetici anlayışı ile bu vizyonu gerçekleştirmek mümkün değildir. Bildiğiniz gibi yönetici kadro anlayışı sadece mevcudu idare eder. Sürekli daha iyinin kaygısını gütmez. Karaçulhanın her kesimini temsil eden, kendisi ve çevresiyle barışık, başarılı insanlardan oluşan, ufku açık bir ekip. Geçmişin ah vahlarını bırakmalı ve önümüze bakmalıyız. Lider kadro derken sadece belediyeyi resmen idare edecek ekibi kastetmiyoruz. Biraz önce bahsi geçtiği üzere, belediyenin personeli, seçimle gelen meclisi, muhtarları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belde de bulunan resmi kurum amirleri, her kesimden temsilcilerden oluşacak belde meclisi üyelerini bu sürece, bu lider kadroya katmak gerekir. Proje buradan çıkacak ve hayata geçecektir.

-Projeler nasıl gerçekleşecek?

-Projeleri paylaşmakta asla bir sakınca görmeyiz. Hatta ümit ederiz ki, ortak paydası Karaçulha olan herkes bunları sahiplensin. Hayata geçirmek için hep birlikte çaba sarf edelim. İster derneğimiz olsun ister belediye veya diğer kurumlar olsun. Gerekçenizi ve felsefenizi yukarıda belirttiğimiz gibi oluşturursanız, her şeyi başarırsınız. Karaçulha’da Tarım, Ticaret ve Eğitimin büyük önceliği var. Tabi ki sosyal ve kültürel boyutu da asla unutmamak lazım. Bunlarla ilgili yapılacak çok önemli çalışmalar var.

Bu çalışmaların planlanmasında, Karaçulha’da ki herkesin görüşüne baş vurmak gerekir. Kısa ve uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır.

Tarımda çiftçilerimizin  bütün sorunları ile ilgilenecek bir kooperatifin kurulması ve etkin bir şekilde çalıştırılması, sebze halinin daha iyi yönetilmesi ve çiftçilerimizin mağduriyetini önleyecek tedbirlerin alınması öncelik arz eden konulardır.

Bakın daha iki hafta öncesine kadar her yıl olduğu gibi, Antalya’ya Hasyurt’a buradan otobüsler tutuluyor ve üreticilerimiz oraya götürülüyor. Allah aşkına bizim burada fuar düzenleyecek kapasitemiz yok mu? Neden çevre belediyeler bir araya gelip burada büyük bir organizasyona imza atmaz? Oralara zaman ve para israfı yapılmaya devam edilir.

Çevre yolu üzerinde bulunması sebebiyle, modern bir sanayi sitesi, büyük açık oto pazarı tüm Fethiye’ye hitap edecek ticaret merkezleri, esnafımızın acil beklentisidir.

Beldemizde çok önemli eğitim kurumlarının bulunması, çok acil toplantı, spor salonu, kongre ve fuar merkezinin yapılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Yaz döneminde açılacak bir yaz okulu ile 2000 öğrenci çeşitli spor (satranç voleybol, masatenisi yüzme basketbol vb.) dallarında yetiştirilebilirdi. Beldedeki okullar bile okuma yazma, bilgisayar kursları açarken belediye neler yapmalıydı?

Birçok yetişmiş değerli insanı bulunan Karaçulhamız’da yapılacak bütün sosyal ve kültürel etkinliklerde, bu isimlerden en iyi şekilde istifade edilmesi gerekir. Geçmiş belediye başkanlarımızdan üst düzeyde istifade edilmeli, ileri gelenlerin anıları yazılı ve görsel olarak kayda geçirilmelidir.

Bugün yetiştirdiği insan kaynakları gücü ile Karaçulha köklü geçmişimizin de getirdiği birikimi kullanarak, ülke ve dünya çapında ses getirecek etkinlikler düzenleyebilir.

Bakın eleştirmek için söylemiyorum ama daha belediyemiz bir tek faaliyetlerini anlatan yayın organı çıkaramamış, faaliyetlerini kamuoyu ile paylaşamamıştır. Elbette şimdi yapılacaktır. Ama bırakın seçimlere üç ay kala, son bir yıl yapılanlarla bile kamuoyunu yanıltamazsınız. Herşey yeri ve zamanı gelince yapılmalı ve yapılmalıydı.

İktidar partisinin temsilcisi olmak çok iyi imkanlara sahip bir belde olmak bir fırsattır.

-Parti olarak Ak Parti dediniz, aday adayısınız?

-Başta da belirttiğimiz gibi çok geniş bir zamana yayılan istişare süreci oldu. Pek tabi ki, Ak Partinin Türkiye vizyonu ile örtüşen bir yapıda olduğu ve burada gerçekleşeceği ortaya çıktı. Karaçulha’da mevcut başkan Ak Parti’den. Yapılanlara teşekkür ediyoruz. Fakat yapılanlar kadar fırsat ve imkan olupta tembellik ve adam sendecilik (hallederiz tarzı) zihniyeti yüzünden yapılamayanlarda gözden kaçırılamaz. Mızrak çuvala sığmamıştır. İstifa sonrası ilk ziyaretimi sayın başkana yaptım, görüşlerimi paylaştım.

Artık Karaçulha’da var olanı yönetme değil, yeni ufuklar açma zamanıdır. Çünkü, “ya, işte birşeyler yaptı, başımızı ağrıtacak bir olayı da yok o zaman devam edelim” anlayışı  değil, başta lideri ile Türkiye’de yeni bir siyaset anlayışını hakim kılmaya çalışan Ak Partinin ‘her seferinde bir adım daha ileri götürme’ anlayışı olmalıdır.

Ak Partide aday adaylığı sürecinin sağlıklı işleyeceğine ve isabetli bir şekilde olacağına inancımız tamdır. Bu süreç sağlıklı işledikten sonra da görevin bizim ekibimize verileceğinden de en küçük şüphemiz yoktur. İktidar partimiz Ak Parti, herşeyi herkesle birlikte gören değil, bir adım sonrasını artısıyla eksisiyle kestirebilen ve istişare ile en sağlıklı kararı alan bir anlayışa sahiptir. Bu anlayış da Ak Parti belde yönetiminde, ilçe yönetiminde, il yönetiminde başta başkanlarımız ve milletvekillerimizde olmak üzere hepsinde fazlasıyla mevcuttur. Bunu zamanla hep birlikte yaşayacağız.

-Son olarak söylemek istedikleriniz?

Bu gün bir kısım insan (inanın çok az sayıda) bir vadide toplanmış, tartışıyor. “O mu, bu mu?” Bizler ise yörenin en hakim tepesinde bütün ovayı çalışıyoruz. Karaçulhamızda kısır çekişmelerin aşılması, bütün Karaçulha’yı ateşleyecek bir ekip sinerjisi oluşturulmalıdır. Görev yaptığımız Karaçulha İlköğretim Okulu’nda, dernek çalışmalarımızda ve günlük hayat koşuşturmasında, Karaçulha’nın içindeydik. Hiçbir görüş ayırımı yapmadan insanlarla fikir paylaşımı yapmaya devam ediyoruz. Köklü geçmişe sahip Karaçulha’nın, büyük geleceği için artık zaman gelmiştir. Gün bugündür. Hepimize hayırlı olsun. Teşekkür ediyorum.

Hakkında editor3

1970'li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Önerdiğimiz Yazı

Çayda Boğulmayalım

Nehri geçip çayda boğulmak tabiri ara sıra maruz kaldığımız durumları özetlemek için birebirdir. Yoğun ve …