Anasayfa / Köşe Yazıları / Davetiye mi, Oku mu?

Davetiye mi, Oku mu?

Gelenek ve görenek mi, yoksa günümüz şartlarının gereği mi? Bu hafta; oku ve davetiye arasında bir tercih noktasına kilitlenen ama aslında, geçmişten bugüne düğün geleneklerimizin inceden inceye yeniden gözden geçirilmesi anlamına gelen bir konuyu köşemizde yorumlayacağız. Çamköy Belediye Başkanı Bekir Eser’in geçtiğimiz hafta basına yansıyan değerlendirmesi vardı düğünlere davet edilme yöntemi ile ilgili. Birçok hususta görüşlerini cesurca ifade eden başkanımız oku dağıtma işinin oldukça zahmetli olmasından hareketle belediyelerden anons yapılmasının ya da mesaj gönderilmesinin uygun olabileceğini belirtiyor. Yine, düğünlerin iki veya üç gün olmasının yerine bir gün olması gerektiğini açıkça vurguluyor. Vurgulamakla da kalmayıp geçtiğimiz hafta yaptığı düğünde kendisi de bizzat uygulamıştır. Üç gün yerine bir günde düğünü tamamlamıştır. Oku dağıtma işinin sona ermesi ve düğünlerin bir güne indirilmesi ile ilgili bir toplantı tertip etmeyi planlayan ve konuda bir karar alınması için gayret gösteren başkanın çabası takdire şayandır. Herkesi birebir ilgilendiren bu konuda herkesin duyarlılık göstermesi ve bir ortak noktaya varılması artık kaçınılmaz hale gelmiştir.

Toplumsal hayatın olağan akışı içinde önemli bir yer teşkil eden evlilik müessesesinin gerçekleştirilmesi süreci zaman içerisinde farklılıklar gösterebilmiştir. Bu farklılıkların sebebi bazen maddi imkânlar bazen katı gelenekler bazen de kültürel yapı ve eğitim düzeyi de olmuştur. Çoğu zamanda bölgesel farklılıklar var olmuş ve halen devam etmektedir. Örneğin, bir bölgemizde kız tarafı çeyiz hazırlarken başka bir yerde böyle bir durum söz konusu bile olamaz. Büyüklerimizden hepimiz dinlemişizdir onların zamanındaki düğünleri. Bugüne baktığımız zaman çok şeyin değiştiğini görmek mümkündür. Burada her birine ayrı ayrı değinecek değilim. Ancak; başta da vurguladığımız gibi burada dikkat çekmek istediğimiz husus düğünlerle ilgili birçok şey değişirken oku dağıtma ve düğünlerin kaç gün olacağının bu değişimlerden az etkilenmesidir. Meramımızın net anlaşılması açısından özellikle belirtelim ki, elbette herkes dilediği gibi düğün sürecini yürütür. İsteyen oku dağıtır isteyen davetiye. İsteyen bir gün yapar, isteyen masallardaki gibi kırk gün kırk gece. Bizim buradaki amacımız; herkesin uygulayabileceği aklıselim, sağlıklı bir uygulamanın ortaya konulabilmesidir. Bu başarıldığı takdirde bundan herkes istifade edecektir. Bu arada Karaçulha Belediye Başkan adayı olduğum dönemde aklımdan geçirdiğim bir çözümü de paylaşayım yeri gelmişken. Hemen her hafta düğün olan, ara ara aynı hafta düğün sayısının üç veya dörde çıktığı beldede, ikamet edenlerin listesinin mahalle ve sokak bazında dökümünü yaptırmak, düğün yapacak olanların bu listeden seçim yaparak davetlileri belirlemesiyle belediyeden görevlendirilecek bir veya iki elemanın davetiye dağıtımını yapmasını sağlamak. Bu tarz bir uygulama hem zaman kazandıracak hem de daha ekonomik olacaktır. Öyle zaman oluyor ki, hem kız tarafı hem erkek tarafı aynı mahallelere ayrı ayrı oku dağıtıyor. Birçok insan unutuluyor. Düğün sahipleri için başlı başına yorucu bir iş oluyor. Oku geçmişten günümüze gelmiş bir uygulamadır ancak kimi zaman sabun kimi zaman havlu, kumaş kimi zaman bardak olmuştur. Her ne eşya olursa olsun burada amaç düğünü duyurmak ve davet etmek ise davetiye de bu işi görecektir. Yine, çoğu zaman aynı derecede akrabalara farklı oku gönderilmesiyle oluşan kırgınlıkları da ortadan kaldıracak ve gerçek bir eşitliği sağlayacaktır. Oku olarak gönderilen eşyaların en ucuz olanlarının tercih edildiğini de göz önüne alırsak davetiye israfında önlenmesi anlamına gelecektir. Aslında bu konuda oturulup geniş katılımlı bir beyin fırtınası yapılırsa çok orijinal ve güzel fikirler çıkacaktır. Nişanların, düğünlerin ve dua yemeklerinin çok daha ekonomik, kolay ve güzel hale gelmesi mümkündür. Türkiye’nin birçok yerindeki birçok düğün vb. gelenekleri görmüş birisi olarak burada yazılacak elbette çok şey var ancak kısa tutmam gerekiyor.

Sonuç olarak; nişanlarımızın düğünlerimizin yemeklerimizin, halk tabiriyle ‘ister dualı ister çalgılı olsun’ yapılış tarzının, gün sayısının ve ilgili diğer bütün hususlarının açık yüreklilikle tartışılmaya açılması, bir fikir birliği oluşturulması ve uygulamaya geçilmesi gerekmektedir. Bunu hayata geçirirken de idari yaptırımlar yerine sosyal destek yöntemleri tercih edilmelidir. Başlangıçta uygulama birliğini hızlandırmak için yerel yönetimlerce örneğin düğünü bir gün yapana ve davetiyeyi tercih edenlere davetiyenin bedelsiz sağlanması gibi kolaylıklar düşünülebilir. Yine, bu satırlarda yer vermediğimiz ama önemli hususlardan sandalye masa, yemekçi, kuaför, sanatçı temini bu tartışmalara dâhil edilmelidir. Daha önce birçok yazıda vurguladığım fikir üretme ortamlarının oluşturulmasının kaçınılmaz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetim temsilcileri, kamu görevlileri ve halk gönüllülerinin katılımıyla oluşturulacak ortamların neden oluşturul(a)madığını anlamak mümkün değil. Haftaya görüşünceye kadar sağlıcakla kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.