Anasayfa / Köşe Yazıları / Ben Utanırım (Şahsen)!

Ben Utanırım (Şahsen)!

seyirciler

Anlaşılması zor bir dönemde yaşadığımızı örnekleriyle önceki yazılarımızda dile getirmiştik. Cep telefonuma gelen mesajı okuyunca bunları bir kez daha düşündüm. “Bugün 22.00’da onlarca TV ve radyo kanalından aynı anda Gazze Özel Yayınıyla kardeşlerimizin yaralarını sarmak için harekete geçiyoruz” diyor Filanca Vakfı gelen SMS’de. İnternete girdim. Sitelerine de baktım. İş, sanat, siyaset ve spor dünyasından da birçok ünlü isim destek verecekmiş. Canlı yayındaki yardım gecesinde birçok ünlü isim bağışların toplanmasına yardımcı olacak ve yardımlar alt yazı ile duyurulacakmış. İyi! Hayırlı olsun! Allah yaptığınız ve yapacağınız yardımları kabul etsin! Oh, artık ertesi gün rahatça işlerimize kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Öyle mi peki? Yoo, siz böyle anca kendinizi tatmin edersiniz. İsrail vursun kırsın, öldürsün, sen akabinde hemen patlat yardım kampanyalarını. Sonra da al götür yardımları, “al Müslüman kardeşim, bunları siz vurulurken seyreden, bölgenin lider ülkesinin çok yardımsever halkının yardımları. Size mübarek Ramazan ayında bile iftar topu yerine gerçek bombalar yağarken laftan öteye, hiçbir eyleme geçemeyenlerin, siz çoluk çocuk ölürken İsrail ile ilişkilerini zedelemekten korkanların, ticaretin kesilemeyeceğini söyleyenlerin ve de en ufak bir yaptırımı dahi konuşamayanların çılgınca alkışlandığı bir memleketin canlı yayında yaptıkları bağışları” de. Ben utanırım şahsen. Veremem bu yardımları. Evet, çok ihtiyaçları var her türlü yardıma, veririm, o zaman da kimliğimi belli etmem. Söylemem onlara Türkiye’den geldiğimi. Belki onuncu kez yaşanan bu zulmün hiç birine engel olamadığımı bilmesin ve belki de ateşkesi canı isteyince bozacak İsrail’in on birinci saldırısına karşı bir şey yapamayacağımı öğrenmesin kendisi gibi vicdanı yaralı garibim. Ümidi varsa bitmesin, en azından aklına Türkiye gelmesin.

Onlarca TV ve radyo kanalı ya da iş, sanat, siyaset ve spor dünyasının ünlü ismi acaba neden sormaz; “İsrail’i neden durduramıyoruz?” diye. Anlı şanlı yorumcular neden bu sorunun cevabını aramaz. Irak’ın Saddam’ı Kuveyt’e girdiğinde 24 saat geçmeden fiili müdahale için okyanus ötesinden koşup gelen ABD ve avanesinin neden İsrail’in zulümlerine kılını neden kıpırdatmadığını sorgulamaz. Kitaplar dolusu Filistin edebiyatı yapılan ülkemizin neden bunların peşine takılıp gittiğini, Kore’ye bile bilmem kaç yılında asker gönderen ülkenin bugün asker gönderme seçeneğini ağzına bile alamadığını konuşamaz, yazamaz, çizemez.

İsrail’in neden durdurulamadığını sorgulayan yazarlar yok değil. Milli Gazete yazarı Yusuf Ünlü; “Bu soruya verilebilecek en basit cevap şüphesiz İslam dünyasının yekvücut hareket edememesi olacaktır. Ancak durum o kadar vahim bir hal halini almış ki, bırakalım İslam Birliği’nin kurulmasını, İslam ülkeleri kendi içlerindeki İsrail’e bile söz geçirememekten yapılan insanlık dışı uygulamalara ses dahi çıkaramaz hale gelmişler. Burada tüm İslam âlemi için şu nokta açıkça dile getirilebilir ki, halkların arzu ettiği İsrail karşıtı tavırlar siyaset dünyası içerisinde kendisine yer bulamamaktadır. Herkes dostların sessizliğinden şikâyetçi olurken, hiç kimse en fazla kendisinin sesinin çıktığını haykırmaktan başka bir şey yapmıyor. Filistin’de bir soykırım suçu işleniyor, ancak değil uluslararası mahkemelerde ulusal mahkemelerde bile bazı ülkelerin Türkiye’ye karşı attığı adımlara benzer adımlar atılmıyor. Dolayısıyla İsrail durdurulmak isteniyorsa, ya siyasete bu yönde etki edilmeli ya da siyaset dışı işlemlere kafa yorulmalıdır” diyor. Ünlü; “Bitik İslam Dünyası” tabirini kullanarak, içerde gürleyen dışarıda suskunları oynayan çift karakterli bir tutum sergilendiğine dikkat çekiyor.

Ortadoğu’da Irak, Suriye, IŞİD ve diğer tüm yaşananların bir ayağı da Filistin’dir. İçerde Doğu Türkistan başta olmak üzere yaşanan zulümlere verilen kurumsal ve toplumsal tepkilerin farklılığı tesadüf değildir. Sadece bu yazıda değindiğimiz kampanyanın ve sair benzerlerinin algı boyutu ise hiç tesadüf değildir. Gereksiz tartışmalara sebebiyet vermemek için adını yazmadığım kuruluşa ve etkinliğine söylenecek başka sözler olmasına rağmen burada kesiyorum. Geçmişte hangi amaçlarla kurulduğunu iyi bildiğim teşkilatların, (örneğin sonu 7 ile biten kanal. En önemli yayın diliminde, diğer kanalların repliklerini ezberlettirecek kadar izlettire izlettire eskittiği eski Türk filmleri yayınlamaktan başka ne yapar bu kanal?) nerelere sürüklendiğini gördükçe üzülüyorum, susuyorum. Akıl, fikir, sabır, izan ve insaf diyorum.

Haftaya yeni konularla tekrar burada buluşabilmek umuduyla sağlıklı, huzurlu ve mutlu kalın, hoşcakalın.

Hakkında editor3

1970’li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*