Anasayfa / Köşe Yazıları / Anadolu ve Büyük Lider

Anadolu ve Büyük Lider

Yer altı zenginlikleri, paha biçilemeyen güzellikleri ve verimli topraklarıyla eşsiz bir konuma sahip olan Anadolu, tarih boyunca bağrından çıkardığı kahramanlarla da dünya gündeminden hiç düşmemiştir. Sultan Alparslan’dan Osman Bey’e, Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e kadar sayısız liderler tarihin gidişatına yön vermiştir bu topraklardan. Belki de bunun içindir, biz de hayal kahramanları çıkmaz Robin Hood, Batman, Cesur Yürek ve Süperman gibi. Çünkü bizim kahramanlarımız gerçeği yaşamış ve zorluklar içinde inanılmazları başararak tarihe damgalarını vurmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde yetişen ve bütün dünyanın Anadolu topraklarına üşüştüğü bir dönemde, yeniden, imkânsız olduğuna inanılanları bir bir hayata geçiren bir devlet adamı. 71 yıl önce, 10 Kasım’da kaybettiğimiz, devletimizin kurucusu ve büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ü, ölüm yıldönümü vesilesiyle bir kez daha yâd ediyoruz. Atatürk haftasında bütün yönleriyle tanıtılacağı için bu yazıda Atatürk’ün öğrencilik yıllarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üç kıtada birden hüküm sürmüş Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleridir. 1881 yılında doğan Atatürk öğrenim çağına gelince yaşıtları gibi mahalle mektebinde öğrenime başlar, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebine geçer. Atatürk babasını çok küçük yaşlarda kaybeder ve bu nedenle okuldan ayrılmak zorunda kalır. Atatürk ve annesi dayıları ile birlikte yaşamak üzere dayısının çiftliğine giderler. Onu annesi büyütür. Atatürk çiftlikte çalışmaya başlar, ancak annesi okula gitmemesi nedeniyle endişelendiği için tekrar Selânik’e dönerler. Okulunu bitirir ve Selânik Mülkiye Rüştiyesine kaydolur. Kısa bir süre sonra da, Askeri Rüştiyeye girer. Bu okuldaki başarısı ile adına “Kemâl” eklenir. Askeri Rüştiyeyi bitirdikten sonra Atatürk Manastırdaki Askeri İdadiye girer. Manastır Askeri İdadisini bitirip, 1899’da İstanbul’da Harbiye’nin hazırlık sınıfına kaydolur. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun olan Atatürk harp Akademisine devam eder ve 1905’te kurmay yüzbaşı rütbesiyle akademiyi tamamlar.

Atatürk, Harp Okulu’nda ve Harp Akademisi’nde de zekâsı, yetenekleri ve üstün kişiliği ile kendisini arkadaşlarına ve öğretmenlerine tanıtmış, onların içten sevgi ve saygısını kazanmıştır. Askerlik derslerine büyük ilgisi yanında matematiğe, edebiyata ve güzel söz söylemeye karşı da merakı ve eğilimi vardır. Yabancı dil öğrenmesi, o dönemin gazete ve dergilerini takip etmesi, memleket ve millet meseleleri ile ilgilenmesi, düşüncelerini cesaretle ifadeden çekinmemesi sebebiyle aydın ve inkılâpçı bir subay olarak tanınır.

Atatürk öğrencilik yıllarında çok kitap okur. Okumayı öylesine sever ki bu alışkanlığına cephede bile devam eder. Atatürk’te okumak, araştırmak bir tutkuya dönüşmüştür. Geniş bir kültüre ve pek çok eserden oluşan bir kütüphaneye sahip olmuş zengin kütüphanesi sayesinde kitap okumak, araştırma yapmak, düşünce üretmek, araştırdığı, düşündüğü konuları tartışmaya açmak, onun gündelik hayatının vazgeçilmezi olmuştur. Kaynaklarda; 57 yıllık yaşamına toplam 3 bin 397 kitap sığdırdığı belirtilmektedir.  Atatürk yaşadığı dönemde, askeri ve siyasi alanlarda yepyeni yöntemler uygulayarak, o günün şartlarında hayal edilmesi bile güç işleri başarmıştır. “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyen Atatürk, hem zaferlerle dolu tarihimizin önemine vurgu yapmış hem de nutkunun son bölümünde gençliğe hitap ederek geleceğe dönük çok önemli uyarılarda bulunmuştur.

Savaşların topla tüfekle yapılmadığı günümüzde, Anadolu toprakları üzerinde hevesleri olanlar çok daha farklı yöntemlerle bu emellerine ulaşmaya gayretindedirler. Geleceğimiz olan gençlerimize Atatürk’ü, başta yetiştiği şartlar içerisindeki azmi olmak üzere, hayatı boyunca ortaya koyduğu irade ve şuuru anlatmak ve aktarmak gerekir. Atatürk’ün liderlik ilkesi olaN bir sözü ile bitiriyor ve saygılarımı sunuyorum. “Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna karşı direneceksin. Önüne sonsuz engellerde yığacaklardır. Kendini büyük değil, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”

Hakkında editor3

1970'li yılların ortasında doğmuş. İlkokuldan yüksek lisansa kadar eğitim kurumlarının verdiği bütün diplomaları almış. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Mahalli İdareler ve Yerinden Yönetim alanında doktoranın tez aşamasında. Yazıp çizmeye meraklı olduğu ifade ediliyor.

Önerdiğimiz Yazı

Referandum Sürecine Doğru (2)

Meclis’te görüşmeleri tamamlanan Anayasa değişikliklerine ilişkin tartışmalara sosyal medyada başta olmak üzere hızla başlandı.  Başlandı …